26 Eylül 2009 Cumartesi

Issız Adam


Çağan Irmak’ın yazıp yönettiği ıssız adam filmi çıktığı günden beri çok konuşuldu. Peki, nedir bu ıssız adam fenomeni? Türk halkı neden bu filmi bu kadar sevdi ve benimsedi? Neden bu filmden çıkan erkeklerin çoğu filmdeki Alper’le kendini göğsünü gere gere özdeşleştirdi?
Neden kadınların çoğu hayatlarında en az bir kez Ada olduğunu düşündü ve Alper’den nefret etti? Nereden cıktı bu adamlar? Eskiden de var mıydı bu ıssız adamlar yoksa modernleşen, batılılaşan Türkiye’nin değişen değer yargılarıyla birlikte mi ortaya çıktılar? Sadece erkekler mi “ıssız” olabiliyor yoksa “ıssız” kadınlar da var mı? Peki, bu adamlar veya kadınlar nasıl ve neden “ıssızlaşıyor”? Böyle mutlular mı yoksa değişmeye çaba gösterip değişemiyorlar mı?
Psikolojik açıdan değerlendirildiğinde Alper filmde “bağlanma” sorunu yasayan 30’lu yaslarında bir erkek portresi çiziyor. Alper’in “ıssızlığının” boyutu yaşadığı günübirlik, sadece cinsellik üzerine dayalı ilişkilerinden belli oluyor. Alper’in Ada’yla tanışması, ona aşık olması ve ilişkisi suresince nasıl değiştiği, bağlanmayla ilgili korkuları ve sonunda Ada’dan ayrılması ve çektiği acı, filmde çok güzel ve net bir biçimde işleniyor. Seyircinin aklında filmden çıktıktan sonra kalan sorulardan en belirgini muhakkak ki “Madem Alper Ada’yı bu kadar seviyor, peki neden ayrılıyor?” Bunun en temel nedenlerinden biri Alper’in yaşadığı “bağlanma”sorunu.