29 Ekim’de Satürn’ün Terazi burcuna ilerlemesi ile yeni bir dönem, yeni şartlar gündeme gelmekte. Geçtiğimiz yıl, siteme konuya ilişkin bir anket koymuştum. Anket hala sürüyor. Soru şuydu: 29 Ekim’de Satürn’ün Terazi burcuna ilerleyerek Pluton ile kare açı yapması, uluslar arası dengeleri nasıl etkileyebilir ? Verilen toplam 1172 yanıtın %49,9’u Diplomasi test edilecek, dünyada savaş riski artacak, % 22,3’ü Varolan jeopolitik dengeler sarsılacak, %13,1’i ise ABD’nin dış politikası zorunlu olarak değişecek şıklarını işaretlemiş. Söz konusu anketi bir yıl öncesinde, gündeme gelebilecek eğilimlere değişik bakış açılarını anlamak için düzenlemiştim. Satürn gerek bireysel, gerekse kollektif yani dünyasal anlamda, girdiği burcun konularını ciddi biçimde gündeme getirir ve sorgular. Son iki yıldır, 2007 sonbaharından bu yana Başak burcunda kalan Satürn, ne kadar verimliyiz, iyi organize olabiliyor muyuz, çevreyi koruyabiliyor muyuz, işsizliğe çareler üretebilir miyiz gibi temel sorular üzerine odaklandık. 29 Ekim’den sonra ise önceliklerimiz değişmekte. Terazi diplomasiyi, adaleti, dengeyi, ortaklaşa konuları, ilişkileri ve haklarımızı savunacağımız uygar zemini anlatan bir burçtur. Eskiler Satürn’ün denge ve uyumu anlatan Terazi burcunda yüceldiğini söylerler. Nitekim Satürn sorumluluklarımızı ve sınırlarımızı açıklar ve Terazi’nin getirdiği adalet en iyi sınırlayıcı ve dengeleyicidir.
Tarihi bir dönem
Kuşkusuz bu yeni dönem ülkemizin gerek iç işlerinde gerekse dış ilişkilerinde çok önemli yankılar uyandıracak. Hatırlarsanız, önceki yazılarımda sonbahardan itibaren hassasiyet içeren konulara değinmiştim. Zira Terazi ülkemizin haritasında iç güvenliği, huzuru, vatanı ve toprakla ilgili konuları anlatan 4. Evde yer alıyor. Ayrıca Satürn, Terazi burcuna ilerler ilerlemez diplomasi, denge, ortaklıklar ve açık düşmanlıklar evindeki, Oğlak burcundaki Pluton ile kare içine girecek. Bu gelişmeler hiç kuşkusuz süregelen demokratik açılım ve bir yandan da Ermenistan’la ilişkilerin normalleştirilmesi sürecinde önemli zorlayıcı dönüşümlere işaret etmekte. 2008’den bu yana ortaklar ve anlaşmalar evine ilerleyen Pluton yüzünden ülkemiz dış ilişkilerinde daha fazla kas yapmak zorunda ve bir yandan da kendi geçmişi ile yüzleşmek durumunda. Nitekim ülkemizin kuruluş haritasında Pluton, yükselen Yengeç burcunda yer alıyor. Doğum anındaki bu konum, ülkemizi kurarken bir bağımsızlık savaşı verdiğimizi ve bu savaştan edindiğimiz bazı derin yaralarımız, hassasiyetlerimiz de olduğunu göstermekte.
Şimdi bu dönemde, Ekim sonundan başlayarak, 2010’a sarkacak olan dönemde, bu hassasiyetlerin ve yaraların güçlü biçimde öne çıkacağını söylemek zor olmaz. Her durumda, etkilerini şimdiden görmeye başladık bile. Ülkemiz bu dönemde iç işlerinde dengeye, adalete, huzura çok önem vermek zorunda kalacak. Adalete ilişkin konular, dış ilişkilerindeki dönüşümler ülke gündemimizin oldukça gergin ve yenileyici olacağını göstermekte. Pluton baskılarla gelen değişimi açıkladığı için, tarihi bir dönemden geçmekteyiz.